Anadolu Yakası Escort Selin

Anadolu yakasının o kalabalık ama bir o kadar da kendi halinde kalan semtlerinde yaşıyorum. İsmim Selin. 24 yaşındayım. Boyum 1.70, kilom 56. Uzun bacaklı, ince belli, kalçaları yuvarlak bir vücut yapım var. Göğüslerim orta boy, doğal ve dik. Saçlarımı genellikle kestane renginde, omuz hizasında bırakırım; bazen de toplar, ensemi ve boynumu açık bırakırım. Gözlerim ela, bakışlarım direkt. Dudaklarım dolgun değil ama öpüldüğünde hemen şişen, yumuşak bir yapıda. Yüz hatlarım keskin değil, daha çok yumuşak ve gülümseyince bütün yüzüme yayılan bir ifade taşıyorum. Bunları ezbere söylemiyorum, çünkü karşıma geçtiğinde zaten göreceksin. Ama en azından neyle karşılaşacağını bilesin istedim.

Anadolu yakasında çalışıyorum. Üsküdar’dan başlayıp Ataşehir’e, oradan Bostancı’ya, Maltepe’ye, hatta Kartal’a kadar uzanan bir hat benim hareket alanım. Kadıköy de tabii ki var ama orayı artık “merkez” gibi görmüyorum. Daha çok Üsküdar’ın arka sokaklarındaki sessiz oteller, Ataşehir’in plaza yanındaki butik daireler, Kozyatağı’ndaki temiz ve ferah odalar… Oralarda daha çok buluşuyorum. Bazen de sahil tarafına inerim; Bostancı’da denize bakan bir otel odasında sabahın ilk ışıklarına kadar kalırız. Avrupa yakasına da geçerim ama o zaman önceden planlarız. Çünkü benim asıl alanım burası. Anadolu yakasının ritmini biliyorum. Trafiğini, kalabalığını, o akşamüstü köprüye yığılan arabaları… Hepsine alışığım.

Hizmetlerim konusunda abartı yok. “Her şeyi yaparım” diye ortalığa dökülmem. Çünkü her beden, her istek aynı değil. Benimle vakit geçirmek isteyen biri, önce biraz konuşabilmeli. Telefonla konuşurken sesimden anlarsın; aceleci değilim, netim ama sert değilim. Randevu günü genellikle bir buçuk saatlik sürelerle başlarız. Daha uzun isterse uzatırız, ama o zaman baştan konuşuruz. Para konusu da nettir, o kısım kapandıktan sonra geri dönmem.

Kapı açıldığında ilk yaptığım şey genellikle duş almaktır. Sen de istersen birlikte gireriz. Sıcak suyun altında vücutlarımızın birbirine yaklaşması… Ellerimle sırtını ovuştururum, saçını ıslatırım, sonra sen de bana aynısını yaparsın. Bu kısım benim için önemli. Çünkü beden dilini orada okurum. Kimisi hemen sertleşir, kimisi hâlâ biraz çekingen durur. İkisini de severim. Çekingen olanı yavaş yavaş açarım, aceleci olanı ise biraz frenlerim. Çünkü acele, zevki öldüren şeydir.

Yatağa geçtiğimizde genelde yavaş başlarım. Öpüşmeyi severim. Uzun, derin, dil oyunlarıyla. Boynuna, kulak memene, köprücük kemiklerine kadar inerim. Göğsünü öperken meme ucunu dilimle çeviririm, hafifçe emerim. Ellerimle göğüs kaslarını yoklarım. Sonra yavaşça aşağı kayarım. Karnını öperken nefesinin hızlandığını hissederim. Belini, kalçasını tutarım. Penisine ulaştığımda acele etmem. Önce avucumla sıcaklığını alır, sonra dilimle yavaşça yalarım. Başını ağzıma alıp yavaş yavaş emerim. Bazen derinlemesine giderim, bazen sadece ucunu öper gibi kalırım. Tükürükle ıslatırım, elimle ritmi tutarım. Bazı erkekler “daha sert” der, bazıları “yavaş devam et” der. İkisini de yaparım. Ama en çok sevdiğim an, senin gözlerini kapatıp “Selin…” diye fısıldadığın andır. O ses, her şeyden daha gerçek gelir.

Oral bittikten sonra vajinal ilişkiye geçeriz. Prezervatif konusunda taviz vermem. Pozisyonları değiştirmeyi severim. Missionary’de göz göze bakmayı, doggy’de kalçama vurmanı, üstteyken ritmi kendim ayarlamayı… Hepsi ayrı bir tat. Bazen seni sırtüstü yatırıp yavaşça inip çıkarım, bazen de dizlerimin üstünde daha sert sallarım. Anal ilişki de yaparım ama herkese değil. Önceden konuşuruz, bolca kayganlaştırıcı kullanırız, acele etmeyiz. Çünkü acı değil, zevk olsun istiyorum.

Bazı randevularda masajla başlarız. Sırtını, bacaklarını, ayak tabanlarını ovduğumda vücudunun nasıl gevşediğini hissederim. Sonra o gevşeme yavaş yavaş gerilime döner. Ellerimle, dudaklarımla, dilimle devam ederim. Bazen de sen bana masaj yaparsın. O da hoşuma gider. Karşılıklı olmak, tek taraflı bir hizmet gibi hissettirmemek önemli bana.

Kimi zaman sadece sohbet ederiz. Yatağın kenarına oturur, bir şeyler içeriz, konuşuruz. İşinden, gününden, bazen de hiç alakasız şeylerden. Çünkü seks sadece bedenle olmaz. Zihin de katılırsa çok daha derin olur. Bir keresinde biriyle iki saat boyunca sadece konuştuk, sonra yavaşça seviştik. O gece unutulmazdı. Çünkü acele yoktu.

Geldiğim yerler çeşit çeşit. Üsküdar’daki sessiz oteller, Ataşehir’deki plaza yakını daireler, Bostancı’daki sahile yakın odalar, Maltepe’deki daha sakin apartmanlar… Bazen de Kartal tarafına kadar inerim. Her gittiğim yerde temizlik ve güvenlik önceliğimdir. Odayı kontrol ederim, kapıyı kilitlerim, telefonumu elimden bırakmam. Çünkü hem kendimi hem de karşımı korumak zorundayım.

Bazı erkekler “VIP” diye abartılı beklentilerle gelir. Ben VIP’yi o şekilde tanımlamam. VIP benim için, zamanın kaliteli geçmesi demek. Acele etmeden, birbirimizi dinleyerek, gerçekten zevk alarak. Para konuşulur elbette, ama para konuşulduktan sonra o konu kapanır. Sonra sadece iki insan kalırız odada. Ben Selin, sen de… sen kim olursan ol.

Bazen bir buçuk saatlik randevu üç saate uzar. Bazen de planladığımız süre yarım saatte biter, çünkü kimya tutmamıştır. O zaman da zorlamam. Çünkü zorla zevk olmaz. Benim için en güzel anlar, senin “bir daha görüşelim” dediğin anlardır. Çünkü o zaman bilirim ki, sadece bedenini değil, biraz da aklını da etkilemişimdir.

Şimdi düşünüyorum da… Belki sen de bu satırları okurken aklından “acaba nasıl bir kız” diye geçiyordur. Ben de aynı şekilde merak ederim karşımdakini. Telefonla konuşurken sesini dinlerim, mesajlaşırken cümle kuruşuna bakarım. Sonra buluşuruz. Kapı açılır, göz göze geliriz. O an ya kıvılcım çakar ya da çakmaz. Çakarsa, gerisi kendiliğinden gelir.

Anadolu yakasının akşamlarında, bazen Üsküdar sahilinde yürürken kendi kendime gülerim. Bu işi yapıyorum çünkü seviyorum. Para kazanıyorum, evet. Ama aynı zamanda insanların en mahrem hallerine tanık oluyorum. O anlardaki samimiyet, o kırılganlık… Onu başka hiçbir yerde bulamazsın.

Eğer bir gün yolun buraya düşerse, belki karşılaşırsın benimle. Belki de bu yazıyı okuyup yazarsın. O zaman da ben aynı şekilde, acele etmeden, senin ritmine uyarak ilerlerim. Çünkü acele etmek, en büyük hatadır bu işte.